CEZA AVUKATI -AĞIR CEZA AVUKATI ZEKİ BULGAN

UZLAŞMA • SANIĞA UZLAŞMA YÖNELTİLMEMESİ • LEHE OLAN YASANIN UYGULANMASI • ADLİ PARA CEZASI

UZLAŞMA • SANIĞA UZLAŞMA YÖNELTİLMEMESİ • LEHE OLAN YASANIN UYGULANMASI • ADLİ PARA CEZASI

Özet

Mahkemece    uzlaşmak isteyip istemediğinin sorulmadığı ve yeni düzenlemelere göre adli para cezası açısından değerlendirme yapılmadan lehe olan Yasanın yanlış değerlendirilmesi bozmayı gerektirmiştir.

YARGITAY 2. CEZA DAIRESI E: 2008/1325 K: 2008/7789 T: 01/05/08

Sövme suçundan sanıklar Hasan ve Sabire’nin yapılan yargılamaları sonunda; MAHKUMİYETLERİNE dair Bakırköy 3. Sulh Ceza Mahkeme-si’nden verilen 23.06.2006 tarihli hükmün Yargıtay’ca incelenmesi sanıklar tarafından istenmekle ve dosya Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 01.02.2008 tarihli tebliğnamesiyle dairemize gelmekle yapılan inceleme sonunda gereği düşünüldü;

1-    23.06.2006 tarihinde yüzüne karşı verilen hükmü 1412 sayılı CMUK’un 310. maddesinde öngörülen yasal süreden sonra 20.07.2006 tarihinde temyiz eden sanık Hasan’ın temyiz isteğinin aynı Kanunun 317. maddesi gereğince REDDİNE,

2-    Sanık Sabire hakkında kurulan hükmün yapılan temyiz incelemesinde; Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum olduğu anlaşıldığından, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için aranan, 5271 sayılı CYY’nin 231/6. maddesinin (a) bendinde yazılı “kasıtlı bir suçtan mahkum olmama” koşulunun bulunmaması nedeniyle, sanık hakkında hükmün açıklanmamasının geri bırakılmasına karar verilemeyeceği belirlenerek yapılan incelemede;

Dosya içeriğine göre sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

Ancak;

1-    Mahkemece sanıktan uzlaşmak isteyip istemediğinin sorulmadığı, sadece katılana uzlaşma önerisinde bulunulduğu ve katılanm uzlaşmak istemediğine ilişkin beyanı ile yetinildiği anlaşılmakla, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 253 ve 254. maddeleri uyarınca uygun uzlaştırma işlemi yapılmadan eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,

2-    5237 sayılı TCK’nın 7. ve 5252 Sayılı Kanun’un 9. maddeleri uyarınca sanığın hakaret eyleminin uyduğu kabul edilen her iki Yasanın ilgili tüm hükümleri olaya ayrı ayrı uygulanmak suretiyle sonuçlar belirlenmesi, bu şekilde bulunan sonuç cezaların karşılaştırılması ve sonucuna göre lehe olan Kanunun belirlenmesi gerekirken özellikle de suç tarihinde yürürlükte olup, sanığın eylemine uygun 765 sayılı TCK’nın 482/3. maddesinde de özgürlüğü bağlayıcı ceza ile para cezasının ikisine de hükmedilmesi zorunluluğu bulunması, suç tarihinden sonra hüküm tarihinden önce yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK’nın sanığın eylemine uyan 125. maddesinde ise, özgürlüğü bağlayıcı ceza ile adli para cezasının Yasada seçenekli olarak öngörülmüş olduğu gözetilerek adli para cezası açısından değerlendirme yapılmadan, 765 sayılı TCK’nın 482/3. maddesinin lehe olduğu kabul edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması,

3- Yargılama giderinin sanıklardan tahsil şeklinin kararda belirtilmemesi, bozmayı gerektirmiş, sanık Sabire’nin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı istem gibi BOZULMASINA 01.05.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.