HUKUKA AYKIRI DELİLLER ( * )
* Zeki BULGAN | Ceza Avukatı
GİRİŞ
Anayasanın “ Suç ve cezalara ilişkin esaslar ” başlıklı 38. maddesine 2001 yılında eklenen 6. fıkra ile “ Kanuna aykırı olarak elde edilmiş bulgular, delil olarak kabul edilemez. ” hükmü getirilmiştir. Böylece hukuka aykırı olarak elde edilen bulguların delil olarak kabul edilemeyeceği Anayasal güvence altına alınmıştır.
CMK.’nın “ İfade alma ve sorguda yasak usuller ” başlıklı 148. maddesinde Şüphelinin ve sanığın beyanının onun özgür iradesine dayanması gerektiği, şüphelinin ve sanığının beyanının özgür iradesine dayanmasını engelleyici nitelikte kötü davranma, işkence, ilaç verme, yorma, aldatma, cebir veya tehditte bulunma, bazı cihazları kullanma gibi müdahaleler yapılamayacağından bahsetmiş, yine şüpheli veya sanığın ifadesi alınırken kanuna aykırı bir yarar vaat edilemeyeceğini hüküm altına almıştır.
- maddenin 3. fıkrasında yasak usullerle elde edilen ifadelerin, o ifadeler rıza ile verilmiş olsa da delil olarak değerlendirilemeyeceği hüküm altına alınmış ve Anayasa ile paralel bir düzenleme getirilmiştir.
CMK.’nın “ Delillerin ortaya konulması ve reddi ” başlıklı 206. maddesinin 2. fıkrasının a bendinde Kanuna aykırı olarak elde edilen delilin reddolunacağı düzenlenmiştir. Kanuna aykırı olarak elde edilen delil reddolunacağına göre kanuna aykırı delil elde etmek hukuken mümkün değildir.
CMK.’nın “ Delillerin takdir yetkisi ” başlıklı 217. Maddesinin 2. Fıkrasında yüklenen suçun hukuka uygun bir şekilde elde edilmiş her türlü delille ispat edilebileceği hüküm altına alınmıştır. Dolayısıyla hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen delillerin yargılamada nazara alınması ve hükümde bir ispat aracı olarak kullanılması yasaktır.
CMK.’nın 230/ 1 b maddesinde mahkemenin yaptığı yargılama neticesinde vermiş olduğu mahkumiyet hükmünde ; Hükme esas alınan ve reddedilen delillerin belirtilmesi, dosya içerisinde bulunan ve hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen delillerin ayrıca ve açıkça gösterilmesi gerektiği hüküm altına alınmıştır.
- KONU İLE İLGİLİ YARGITAY KARARLARI
Yargıtay 9. Ceza Dairesi içtihadında bir arama kararı olmaksızın, Cumhuriyet savcısının CMK’nın 119/1 maddesi hükümlerine aykırı olarak verdiği sözlü talimat neticesinde yapılan aramada ele geçirilen uyuşturucu maddenin yasak delil mahiyetinde kabul edilmesi gerektiğinden bahisle Yerel Mahkeme hükmünün Bozulmasına karar vermiştir.
“ Hükme dayanak yapılan 42 parça esrarın, usulüne uygun bir arama kararı olmaksızın, Cumhuriyet savcısının CMK’nın 119/1. maddesi hükümlerine aykırı olarak verdiği sözlü talimata dayanılarak yapılan aramada ele geçmiş olması nedeniyle, Anayasanın 38/6. maddesinin “Kanuna aykırı olarak elde edilmiş bulgular, delil olarak kabul edilemez”, CMK’nın 217/2. maddesinin “yüklenen suç, hukuka uygun bir şekilde elde edilmiş her türlü delille ispat edilebilir”, aynı Kanunun 206/2-a maddesinin “ortaya konulması istenilen bir delil kanuna aykırı olarak elde edilmişse reddolunur” şeklindeki hükümleri gözetilerek, yasak delil mahiyetinde kabul edilip, değerlendirme dışı tutulması suretiyle, sanığın hukuki durumunun takdir ve tayin olunması gerektiğinin gözetilmemesi, ”
( Yargıtay 9. Ceza Dairesi, 2015/ 16552 Esas, 2016/ 2419 Karar, 14.03.2016 )
Yargıtay 8. Ceza Dairesinin içtihadında CMK.’nın 119/ 2-a maddesine aykırı olarak “ Arama nedenini oluşturan fiil ” gösterilmeden alınan 07.04.2006 tarihli arama kararı ile arama yapıldığı ve CMK 119/ 4 maddesi gereğince Cumhuriyet Savcısı hazır olmadan yapılan aramalarda o yer ihtiyar heyetinden veya komşulardan iki kişinin hazır bulundurulması gerekliliğine aykırı davranıldığı ve neticede dava konusu silahın bulunduğu olayda arama işleminin hukuka aykırı olduğundan bahisle sanık hakkındaki mahkumiyet hükmünü bozmuştur.
“ Dosya içerisinde suça konu ihbar tutanağının ve C.Savcılığının arama kararı talebini içeren müzekkere bulunmadığı gibi, CMK.nun 119/2-a maddesine aykırı olarak “arama nedenini oluşturan fiil” gösterilmeden alınan 7.4.2006 tarihli arama kararı üzerine, yine anılan maddenin 4. fıkrasınının “Cumhuriyet Savcısı hazır olmaksızın konut, işyeri veya diğer kapalı yerlerde arama yapabilmek için o yer ihtiyar heyetinden veya komşulardan iki kişi bulundurulur” hükmüne de uyulmadan, tüm dosya kapsamına göre köy muhtarı henüz gelmeden hazır gösterilerek yapılan arama sonucu suça konu silahın bulunduğunun anlaşılması karşısında; aramanın CMK.nun 119/4. madde ve fıkrasına aykırı olarak yapıldığı ve CMK.nun 217/2. madde ve fıkrasının “yüklenen suç, hukuka uygun bir şekilde elde edilmiş her türlü delille ispat edilebilir.” ve CMK.nun 206/2-a madde ve fıkrasının “ortaya konulması istenilen bir delil kanuna aykırı olarak elde edilmişse reddolunur” hükümlerine aykırı olarak gerçekleştirilen arama işlemi sonucunda elde edilen maddi delil ile buna ilişkin düzenlenen ekspertiz raporunun hükme esas alınamayacağı ve sanığın suçu inkara yönelik savunması, yapılan keşif ve alınan bilirkişi raporu ile tüm dosya kapsamı karşısında atılı suçu işlediğine ilişkin mahkumiyetine yeter kesin ve inandırıcı kanıt bulunmadığı da gözetilmeden, beraati yerine mahkumiyetine karar verilmesi, ”
( Yargıtay 8. Ceza Dairesi, 2008/ 18265 Esas, 2010/ 13007 Karar, 10.11.2010 )
Yargıtay 2. Ceza Dairesinin içtihadında suç yerinde elde edilen bulgular üzerinde moleküler genetik inceleme yapılabilmesinin sadece hakim kararı ile mümkün olduğundan bahisle bu hakim kararı olmaksızın yapılan moleküler inceleme neticesinde elde edilen delilin hükme esas alınamayacağına karar vermiştir.
“ Ceza Muhakemesinde Beden Muayenesi, Genetik İncelemelere ve Fizik Kimliği Tespiti Hakkındaki Yönetmeliğin 12/2 ve devamı maddeleri ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 75 ve 76 ncı maddelerinde öngörülen işlemlerle elde edilen örnekler üzerinde, “soy bağının veya elde edilen bulgunun şüpheli veya sanığa ya da mağdura ait olup olmadığının tespiti için zorunlu olması halinde moleküler genetik incelemeler yapılabilir”, düzenlemesiyle aynı Kanun’un 79/1. maddesindeki “78 inci madde uyarınca moleküler genetik incelemeler yapılmasına sadece hâkim karar verebilir,” hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, suç yerinde elde edilen bulgular üzerinde moleküler genetik incelemeler yapılabileceği ve bunun sadece hakim kararı ile mümkün olduğu, somut olayda ise suça konu otomobil içinde bulunan eldiven üzerinde hakim kararı olmaksızın moleküler genetik inceleme yapılıp elde edilen DNA analiz sonucunun arşive alındığı, suç tarihinden sonra başka bir soruşturma nedeniyle sanığın DNA analizinin yapılıp arşivde sorgulama yapıldığında daha önce arşive alınan DNA analiz sonucu ile sanığın DNA analiz sonucunun aynı olduğunun, buna göre aracı çalan kişinin sanık olduğunun tespit edildiği, bu suretle kanuna aykırı olarak elde edilen delilin, Anayasanın 38. maddesine 03/10/2001 tarih ve 4709 sayılı Kanunla eklenen 5. fıkrasında yer alan “Kanuna aykırı olarak elde edilmiş bulgular, delil olarak kabul edilemez” ve 5271 sayılı CMK.nun 206/2-a maddesinde yer alan “Ortaya konulması istenilen bir delil, kanuna aykırı olarak elde edilmişse reddolunur” biçimindeki düzenlemeler gözetildiğinde hükme esas alınamayacağı, DNA analiz sonucundan başkaca sanığın suçu işlediğine dair delil bulunmadığı gözetilmeden yasal ve yeterli gerekçe olmadan yazılı biçimde sanığın mahkumiyetine karar verilmesi,”
( Yargıtay 2. Ceza Dairesi, 2012/ 21976 Esas, 2013/ 7760 Karar, 10.04.2013 )
Hukuka aykırı deliller hususunda uygulamada en çok karşılaşılan durumlardan biri de CMK kapsamında yapılan arama kararlarının icrasıdır. CMK’nın 119/ 4 maddesi gereğince konut, işyeri veya diğer kapalı yerlerde cumhuriyet savcısı hazır olmadan yapılan aramalarda aranılan yer İhtiyar Heyetinden veya komşulardan 2 Kişi aramada hazır bulundurulmadan yapılan aramalar neticesinde toplanılan delillerin hukuki mahiyetinin ne olacağı uygulamada karşılaşılan en büyük problemlerden birisidir.
CMK.’nın 119/ 4 maddesi hükmüne aykırı bir şekilde yapılan arama neticesinde elde edilen deliller ile ilgili daha önceki Yargıtay kararlarında sırf arama sırasında şekle ilişkin bir koşul ihlal edildiği için aramanın hukuka aykırı sayılamayacağı, başka bir deyişle sadece bu nedenle, ele geçen delillerin hukuka aykırı biçimde elde edilmiş delil olarak nitelenemeyeceği, herhangi bir hak ihlaline neden olmadan yapılan arama neticesinde elde edilen delillerin, sırf arama sırasında bulunması gereken kişilerin aramada bulundurulmaması nedeniyle hukuka aykırı olarak elde edilmiş delil sayılmalarının kabul edilemez olduğunu, bu eksikliğin şekli bir eksiklik niteliğinde olduğundan bahsedilmiştir.
Ancak Anayasa Mahkemesi’nin önüne gelen bir Bireysel Başvuru dosyası ile ilgili olarak vermiş olduğu ; “…8. Başvurucuya ait olduğu iddia edilen taşınmazda yapılan aramada, bir kısmı Türkiye’de yaşamayan yaban hayvanlarına ait post vd. unsurlar bulunmuş, bu durumu tespit etmek üzere tutanak düzenlenmiş ve bu tutanak sadece jandarma görevlileri ve Milli Parklar orman mühendisince imzalanmıştır. Arama esnasında mahal ihtiyar heyetinden veya komşulardan kimse bulunmamıştır.…59…somut olayda, koruma tedbiri niteliğindeki arama kararının icrasının hukuka aykırı şekilde gerçekleştirilmesi ile elde edilen delillerin tek ve belirleyici delil olarak kullanılmasının bir bütün olarak yargılamanın hakkaniyetini zedelediği ve aramanın icrasındaki “kanuna aykırılığın” yargılamanın bütünü yönünden adil yargılanma hakkını ihlal eder nitelikte olduğu kanaatine varılmıştır…” ( Anayasa Mahkemesi’nin 2013/ 6183 Başvuru No’lu, 19.11.2014 Tarihli Kararı )
şeklindeki Hak ihlali kararından sonra Yargıtay görüş değiştirmiş, Anayasa Mahkemesi’nin iş bu Hak İhlali kararına da atıf yaparak CMK.’nın 119/ 4 maddesi hükmüne aykırı bir şekilde yapılan arama neticesinde elde edilen delillerin Hukuka aykırı olarak elde edilmiş delil niteliğinde olduğuna, bu delillerin hükme esas alınamayacağına, sanığın cezalandırılabilmesi için başkaca delillerin olması gerektiğine karar vermiştir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 2023/ 464 Esas – 2015/ 132 Karar sayılı ilamında ;
“…somut olayda; kolluk tarafından aramanın 5271 sayılı CMK”nun aramanın güvenirliliği ile ilgili 119/4. maddesinin “Cumhuriyet savcısı hazır olmaksızın konut, işyeri veya diğer kapalı yerlerde arama yapabilmek için o yer ihtiyar heyetinden veya komşulardan iki kişi bulundurulur” amir hükmüne aykırı olarak o yer ihtiyar heyetinden veya komşulardan iki kişi hazır bulundurulmaksızın yapılması nedeniyle icrası bakımından hukuka aykırı olduğu ve arama sonucu elde edilen suça konu mermilerin hukuka aykırı yöntemle elde edilmiş delil niteliğinde bulunduğunun kabulünde zorunluluk bulunmaktadır. ” denilmiştir.
( Bkz. Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 2016/ 1146 Esas – 2020/ 68 Karar sayılı benzer nitelikte ilamı )
Ancak Anayasa Mahkemesi’nin 19.11.2014 Tarihli Hak ihlali kararına ve Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun, Anayasa Mahkemesi kararını nazara alarak önceki görüşünden dönmüş olmasına rağmen özellikle Yargıtay 7. Ceza Dairesinin, usulüne uygun olarak alınmış arama kararına istinaden yapılan arama sonucu ele geçen delillerin, sırf arama sırasında bulunması gereken kişilerin orada bulundurulmaması suretiyle şekle aykırı hareket edildiğinden bahisle hukuka aykırı olarak elde edilmiş delil sayılmalarının kabul edilemeyeceği gerekçesiyle Cumhuriyet savcısı hazır olmadan yapılan arama işlemi sırasında İhtiyar Heyetinden veya komşulardan 2 kişi hazır bulundurulmamasının, arama işlemi neticesinde elde edilen delilleri hukuka aykırı delil haline getirmeyeceğini öne sürmeye devam ettiği görülmektedir. ( Yargıtay 7. Ceza Dairesi’nin 19.03.2025 Tarihli ve 2022/ 12429 E. – 2025/ 4243 K., 2022/ 10196 E. – 2025/ 4252 K., 2022/ 13147 E. – 2025/ 4254 K. sayılı ilamları )
SONUÇ
Yargıtayın, hukuka aykırı olarak elde edilen delillerin hükme esas alınmasının mümkün olmadığını benimsediği kararlar ile hukuka aykırı delil ile ilgili olarak mutlak delil yasağı – nisbi delil yasağı ayrımı yaptığı kararlar vardır. Yargıtay hukuka aykırı delil ile ilgili olarak mutlak delil yasağı – nisbi delil yasağı ayrımı yaptığı bazı kararlarda önemsiz, temel hak ve hürriyetlerin özüne dokunmayan nitelikteki hukuka aykırılıklar neticesinde elde edilen delillerin hukuka aykırı delil olarak nitelendirilemeyeceğine hükmetmiştir.
Fakat yukarıda da bahsedildiği üzere Anayasa Mahkemesi’nin önüne gelen bir Bireysel Başvuru ile ilgili vermiş olduğu karar sonrasında ( Anayasa Mahkemesi’nin 2013/ 6183 Başvuru No’lu, 19.11.2014 Tarihli Kararı ) Yargıtay Ceza Genel Kurulu görüşünden dönmüş, CMK.’nın 119/ 4 maddesi hükmüne aykırı bir şekilde yapılan arama neticesinde elde edilen delillerin Hukuka aykırı olarak elde edilmiş delil niteliğinde olduğuna, bu delillerin hükme esas alınamayacağına, sanığın cezalandırılabilmesi için başkaca delillerin olması gerektiğine karar vermiştir.
