GenelHIRSIZLIK – OLAYDA KUŞKU

3 Şubat 2020by admin

HIRSIZLIK – OLAYDA KUŞKU

Özet

Suçtan ceza verilmesi için kesin kanıtlara ihtiyaç vardır. Şüpheden sanık yararlanır.

YARGITAY CEZA GENEL KURULU E: 2012/13-1327 K: 2013/261 T: 28/05/13

Hırsızlık suçundan sanık H’nin 765 sayılı TCK’nun 492/2, 522 ve 81/1-3.maddeleri uyarınca 1 yıl 2 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin, Edirne 3. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 08.06.2007 gün ve 810 – 372 sayılı hükmün sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 13. Ceza Dairesince 29.02.2012 gün ve 4680 -4657 sayı ile;

“.Sanığın, yüklenen suçu işlediğine ilişkin, hükümlülüğüne yeterli hukuka uygun, kuşkudan uzak,kesin, yeterli ve inandırıcı kanıt bulunmadığı gibi kuşkudan sanık yararlanır evrensel ilkesi de gözetilmeden, beraatı yerine yetersiz gerekçe ile mahkumiyetine karar verilmesi”isabet-sizliğinden BOZULMASINA karar verilmiştir.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ise 04.04.2012 gün ve 285046 sayı ile;

‘’.Olay tarihinde müştekinin G. alışveriş merkezi otoparkına geldiği, burada arabasını park ettiği, kapılarını ve bagajını kilitlediği geri döndüğünde ise park halinde bulunan aracın kapısının açılarak arabanın içerisinde bulunan bir adet stepne, bir adet kriko ve araç papasının çalındığının anlaşıldığı, daha sonra yapılan arama sırasında müştekiye ait malzemelerin otopark içinde bulunan ve sanığa ait aracın içerisinde gizlenmiş vaziyette bulunduğu bu nedenle sanığın üzerine atılı hırsızlık suçunu işlediği sabit olmakla sanığın eylemine uyan ve lehine sonuç doğuran 765 sayılı TCK’nın 493/2, 522 ve 81/1-3. maddeleri gereğince cezalandırılmasına ilişkin mahkeme kararının doğru olduğu “ görüşüyle itiraz kanun yoluna başvurarak, Özel Daire bozma kararının kaldırılmasına ve yerel mahkeme hükmünün ONANMASINA karar verilmesi talebinde bulunmuştur.

CMK’nın 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 13. Ceza Dairesince 26.09.2012 gün ve 18234-19827 sayıl ile, itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birince Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.

CEZA GENEL KURULU KARARI

Sanığın hırsızlık suçundan cezalandırılmasına karar verilen olayda, Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; suçun sabit olup olmadığının belirlenmesine ilişkindir.

İncelenen dosya içeriğinden;

24.04.2005 günlü görgü tespit tutanağına göre; şikayetçiye ait aracın şoför kapısının anahtar uydurulmak suretiyle açıldığı, şoför tarafında bulunan arka kapının da açık bırakıldığı, teyp kısmının boş olup, kablolarının dışarı çıkarılmış durumda olduğunun belirlendiği,

24.04.2005 tarihli olay, eşya teşhis, muhafaza altına alma, değer tespiti ve teslim tutanağına göre de; saat 16.30 sıralarında G otoparkında 34.. 1 plaka sayılı kırmızı renkli Şahin marka bir aracın uzun süredir otoparkta terk edilmiş olduğu yönündeki ihbar üzerine sözkonusu yere gidildiğinde, aracın sol arka lastiğinin inik durumda, dört kapısının ve bagajının açık olduğu, arka koltuk üzerinde boş bira şişeleri bulunup aracın kontağının içinde kırık bir anahtar olduğu, teybinin olmayıp bagajında iki adet bijon anahtarı, bir adet stepne, bir adet kriko ve bir adet yırtık paspas ve gazoz şişesinin bulunduğunun tespit edildiği, olay yerine gelen şikayetçi H’nin bagajdaki eşyaların kendisine ait olduğunu beyan etmesi üzerine değer tespiti yapılarak adı geçene teslim edildiği ve aracın muhafaza altına alındığı, 02.05.2005 tarihli tutanağa göre; saat 11.30 da Selimiye Devlet Hastanesi bahçesinde otların ve çiçeklerin arasında gizlenmiş durumda oto malzemeleri bulunduğu yönündeki ihbar üzerine tespit yerine gidildiğinde, bir adet Kamasonik marka oto teybi, üç adet hoporlör , birer adet sağlık çantası ve reflektör, kutu içinde Porsce marka kilit sistemi, eski kot pantolon ve tişört, bir adet Süper Sonaks marka pompanın ele geçtiği, yapılan araştırmada ele geçen eşyaların 24.04.2005 günü G otoparkında bulunan 22 …. 8 plakalı araçtan çalınan eşyalar olduğunun belirlendiği ve aynı gün şikayetçiye teslim edildiği,

Şikayetçi aşamalarda; Ş marka aracını G Otoparkı’na kapılarını kilitleyerek park ettiğini, saat 09.00 sularında geri döndüğünde şoför kapısının açık olduğunu gördüğünü, aracının içini kontrol ettiğinde Kamasonik marka oto teybi, üç adet hopörlör, henüz araca etmediği merkez kilit sistemi, torpido gözünde bulunan ruhsat sürücü belgesi, sigorta poliçeleri, arka bagajdaki yedek lastik ve bijon anahtarının olmadığını tespit ettiğini, görevlilerce yapılan araştırmalar sonucunda eşyaların bir kısmının aynı gün, bir bölümünün de sekiz gün sonra kendisine teslim edildiğini beyan ettiği,

Sanığın aşamalarda benzerlik gösterecek şekilde; olay günü saat 05.00 sıralarında G yanında benzin istasyonundan benzin aldığını, karbüratöründeki bir sorun nedeniyle arabayı çalıştırmadığını, uğraşırken kontak anahtarını kırdığını, kırılan kısmın yarısının kontak içinde kaldığını, aracı iterek G Otoparkına uygun bir yere çektiğini, aracın kilit sistemleri bozuk olduğundan arabanın kapılarını ve bagajını kilitleyemediğinden kapıları kapatmakla yetintiğini, aynı gün saat 13.00 sıralarında otoparka gittiğinde arabasını gördüğünü, kalan kırık anahtarla yeniden çalıştırmayı denemesine rağmen yine sonuç alamadığını, günlerden Pazar olduğu için açık anahtarcı da bulamayacağını düşünerek aracı zorunlu olarak aynı şekilde bıraktığını, 25.04.2005 günü gittiğinde ise arabasının yerinde olmadığını fark ettiğini, polis tarafından götürüldüğünü öğrenince karakola gittiğini, kolluk görevlilerinden aracında hırsızlık malı bulunduğunu öğrendiğini, şikayetçinin arabasından alındığı söylenen malzemelerin kim tarafından aracına konulduğunu bilemediği, aracının kapıları kilitli olmadığı için başkaları tarafından bırakılmış olabileceği, hırsızlık suçlamasını kabul etmediğini, kafeterya işletmesi nedeniyle halinin vaktinin yerinde olduğunu ve hırsızlık yapmaya ihtiyacının olmadığını savunduğu,

Anlaşılmaktadır.

Ceza muhakemesinin en önemli ilkelerinden biri olan “in dubio pro reo” yani “şüpheden sanık yararlanır” ilkesi uyarınca, sanığın bir suçtan cezalandırılmasının temel şartı, suçun şüpheye yer vermeyen bir kesinlikle ispat edilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli ve tam olarak aydınla-tılamamış olaylar ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkumiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkumiyeti, yargılama sürecinde toplanan delillerin bir kısmına dayanılarak ve diğer bir kısmı da göz ardı edilerek ulaşılan ihtimali kanaate değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalıdır.Bu ispat hiçbir şüphe ve başka türlü bir oluşa imkan vermeyecek açıklıkta olmalıdır. Yüksek de olsa bir ihtimale dayanılarak sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan, varsayıma dayalı olarak hüküm vermek anlamına gelir. O halde ceza muhakemesinde mahkumiyet, büyük veya küçük bir ihtimale değil, her türlü şüpheden uzak bir kesinliğe dayanmalıdır. Adli hataların önüne geçilebil-mesinin başka bir yolu da bulunmamaktadır.

Somut olay bu açıklamalar ışığında değerlendirildiğinde ;

Olay ve eşya teşhis tutanağında sanığa ait aracın sol arka lastiğinin inik durumda olduğu ve aracın kontak bölümünün içinde kırık bir anahtarının bulunduğu ve tüm kapılarının kilitsiz olduğu hususlarının tespit edilmiş olması, şikayetçinin ifadesinde belirttiği malzemelerden yalnızca bijon anahtarı ve yedek lastiğin sanığa ait araçta ele geçirilmesi, diğer malzemelerin ise sekiz gün sonra bir hastanenin bahçesinde bulunması, aracının arızalı olduğunu ve kontak anahtarının kırık olmasından dolayı aracını çalıştıramadığını belirten sanığın aşamalarda tutarlılık gösteren savunmasının, olay ve eşya teşhis tutanağı ile de doğrulanması karşısında; iddia konusu hırsızlık eyleminin sanık tarafından gerçekleştirildiği hususu şüpheli kaldığından, şüphenin sanık lehine yorumlanması gerektiğini belirten evrensel hukuk ilkesi de göz önüne alındığında, sanığın üzerine atılı hırsızlık suçundan cezalandırılması gerektirir her türlü şüpheden uzak, kesin ve yeterli delil olmadığının ve yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmadığının kabulünde zorunluluk bulunmaktadır.

Bu itibarla, yerel mahkeme hükmünün, sanığın beraatine karar verilmesi gerektiğinden bahisle BOZULMASINA ilişkin Özel Daire kararı isabetli olduğundan, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının reddine karar verilmelidir.

SONUÇ

Açıklanan nedenlerle;

1-Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığ itirazının REDDİNE,

2-Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 28.05.2013 günü yapılan müzakerede oybirliğiyle karar verildi.Kaynak;www.istanbulbarosu.org.tr/karararama/K

Sorularınız İçin

Zeki Bulgan İstanbul Barosuna kayıtlı bir Ağır Ceza Avukatıdır.

Copyright © Zekibulgan.av.tr