5237 Sayılı Türk Ceza Kanununun “ Kişilere Karşı Suçlar ” başlığını taşıyan İkinci Kısmının “ Malvarlığına Karşı Suçlar ” başlıklı Onuncu Bölümünde “ Nitelikli dolandırıcılık ” başlığı ile düzenlenen 158. maddesinin birinci fıkrasının ( d ) bendinde “ Kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasi parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle ” işlenen dolandırıcılık suçu düzenlenmiştir.
TCK.’nın 158. maddesinin birinci fıkrasının ( d ) bendinde ; “ Dolandırıcılık suçunun ; Kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasi parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle… İşlenmesi halinde, üç yıldan on yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezasına hükmolunur. ” düzenlemesine yer verilmiştir.
Dolandırıcılık suçunun, kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasi parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi TCK’nun 158/1-d bendinde, bu suçun temel şekline göre daha ağır ceza ile cezalandırılmayı gerektiren bir durum olarak kabul edilmiştir. Zira, kamu kurum ve kuruluşları, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları, siyasi parti, vakıf ya da dernek tüzel kişilikleri toplum nezdinde güven beslenen müesseseler olarak kabul edilmiştir. Kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının, siyasi parti, vakıf ya da dernek tüzel kişiliklerinin dolandırıcılık suçunun işlenmesinde kolaylık sağlayabilecek olması, dolandırıcılık suçunda araç olarak kullanılmalarının cezayı ağırlaştıran nitelikli haller arasında sayılmasına neden olmuştur.
TCK. 158/1 – d maddesinin uygulanabilmesi için, kamu kurum ve kuruluşları ile kamu meslek kuruluşlarına, siyasi parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerine zarar verilmesi zorunlu bir unsur değildir. Burada önemli olan hileli davranışların icrasında bu kurum ve kuruluşların araç olarak kullanılmasıdır. Kurum ve kuruluşların araç olarak kullanılmasından maksat, bu kurum ve kuruluşların ismini kullanmak suretiyle dolandırıcılık fiilinin gerçekleştirilmesi değildir. Hileli davranışların icrasında bu kamu kurum ve kuruluşlarının maddi olarak kullanılmış olması gerekir. Araç olarak kullanmanın anlamı, suçun mağdurunu aldatmak için kamu kurumuna ait bilgi ve belgelerin, dolandırıcılık eyleminde kullanılmasıdır. Mağdur çeşitli hilelerle kandırılıp mal varlığı aleyhine haksız bir menfaat temin edilmek istenildiğinde kamu kurum ve kuruluşları hilenin bir parçası olarak kullanılmakta ve böylece mağdur dolandırılmaktadır.
TCK.’nın 158/ 1-d maddesinin uygulanabilmesi ve gerçekleştirilen dolandırıcılık suçunun nitelikli sayılabilmesi için dolandırıcılık eyleminde yapılan hilede kamu kurum ve kuruluşlarının herhangi bir maddi varlığı kullanılmadan sadece isimlerinin kullanılması yeterli değildir. TCK. 158/ 1- d maddesinin uygulanabilmesi için kamu kurum ve kuruluşlarının bir maddi varlığının – değerinin hilede araç olarak kullanılması gerekmektedir. Basılı evrak, antetli kağıt, ruhsat, rozet, kimlik, diploma gibi varlıkların kullanılması gerekmektedir. Zira örneğin kimlik kartları nüfus müdürlüğünün, polis kimliği, rozeti, rütbesi, elbisesi emniyet genel müdürlüğünün, diploma milli eğitim bakanlığının ya da ilgili üniversitenin, vergi dairesine ait kimlik ya da basılı evrak ilgili kurumun maddi varlıklarıdır.
Kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasi parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunda Yargıtay uygulamalarından örnek verilecek olursa ;
Yargıtay 15. Ceza Dairesi’nin 2017/33610 E. , 2021/4681 K. sayılı ilamında ; “…Sanık … ve temyiz dışı sanıklar … ve …’nun, olay günü kendilerini, SGK sosyal güvenlik kontrol memuru sigorta müfettişi olarak tanıtıp fotoğraflı personel kimlik kartı da göstererek, mağdurlara ait işyerinde denetim yapacaklarını söyledikleri, sözde yaptıkları denetimde bazı eksiklikler tespit ederek “Sosyal Güvenlik Kurumu Genel Müdürlüğü-Sigorta Teftiş Kurulu Başkanlığı” başlıklı Seri: … sıra no’lu suça konu “Yerel Denetim Tutanağı”nı düzenleyip, belgenin sağ alt köşesine gerçekte SGK müfettişi olan … sigorta elemanı olarak kaşesini basıp imza atılmasını müteakip, belgenin bir nüshasını işyeri sahiplerine bıraktıktan sonra … … no’lu cep telefonu numarasını da bildirerek gittikleri, bu numaradan aranmaları üzerine sözde tutanağın iptali karşılığı nakit para istedikleri, mağdur …’in durumu polise ihbar etmesinden sonra işyerindeki randevu için tertibat alması neticesinde de önce parayı alan ve hakkında verilen beraat kesinleşen sanık …’in, ardından da diğer sanıkların yakalandıkları, mağdurların sanıkları teşhis ettikleri, aynı gün olayla ilgili bir ihbarı değerlendiren kolluk güçlerinin… plakalı park halindeki araç içersinde yaptıkları aramada, halen Sosyal Güvenlik Kurumu iş müfettişi ve kontrol elemanı olarak görev yapan kişiler adına tanzim olunmuş kaşe, personel yaka kartı ve bir kısım matbu evrakın ele geçirildiği, bu suretle sanığın üzerine atılı dolandırıcılık suçunu işlediği iddia edilen olayda; sanığın savunması, mağdurlar beyanları, tutanaklar, suça konu belgeler ile dosya kapsamından sanığın kamu kurum ve kuruluşlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu işlediğine yönelik mahkemece verilen mahkumiyet hükmü ve uygulamasında bir isabetsizlik görülmemiştir…”
Yargıtay 15. Ceza Dairesi’nin 2017/34864 E. , 2021/3125 K. sayılı ilamında ; “…Olay tarihinde sanık … ve temyiz dışı sanık …’ın fikir ve eylem birliği içerisinde hareket ederek sanık …’nın annesine ait olan evini katılana satacakları vaadiyle 50.000 TL’ye anlaştıkları, olay günü katılanla sanıkların tapu dairesinde buluştukları, sanıkların katılanı tapu dairesinin dışında beklettikleri, daha sonra işlemleri tamamladıklarını söyleyerek evin tapusunu getirdikleri ve parayı katılandan aldıkları, katılanın sonrasında evin tapusunun sahte olduğunu öğrendiği, bu suretle sanığın üzerine atılı kamu kurum ve kuruluşlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu işlediği iddia edilen olayda; sanığın savunması, katılan ve tanık beyanları, tapu belgeleri, tutanaklar ile dosya kapsamından sanığın üzerine atılı suçu işlediğine yönelik mahkemece verilen mahkumiyet hükmü ve uygulamasında bir isabetsizlik görülmemiştir… ”
Yargıtay 15. Ceza Dairesi’nin 2017/16585 E. , 2020/4757 K. sayılı ilamında ; “…Sanıkların fikir ve eylem birliği içinde birlikte, sanık …’ye ait araçla nakliyat firması olan katılanın işyerine gittikleri, sanıklardan İbrahim’in, … adına tanzim edilmiş sahte sürücü belgesini gösterip fotokopisini vererek katılana nakliye olup olmadığını sorduğu, katılanın da… firmasına ait 17140 kg mısır yükünü …’ye götürmek üzere sanık … ile anlaşıp 505 TL de nakliye ücreti verdiği, sanığın yükü aldıktan sonra diğer sanık … ile buluşup araca yüklenen mısırı …ya götürerek 6000 TL’ye satarak parayı paylaştıkları bu suretle sanıkların kamu kurum ve kuruluşlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu işlediği iddia olunan olayda; sanıklar savunması, katılan ve tanık beyanları ile dosya kapsamından sanıkların üzerine atılı suçu işlediğine yönelik mahkemenin kabul ve uygulamasında bir isabetsizlik görülmemiştir…”
şeklinde ibarelerle Temyiz incelemesi için önüne gelen olayda TCK 158/ 1-d maddesinde bahsi geçen kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasi parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunun oluştuğu yönünde karar vermiştir.
