Zeki BULGAN | Ceza Avukatı
5237 Sayılı Türk Ceza Kanununun “ Kişilere Karşı Suçlar ” başlığını taşıyan İkinci Kısmının “ Malvarlığına Karşı Suçlar ” başlıklı Onuncu Bölümünde “ Nitelikli dolandırıcılık ” başlığı ile düzenlenen 158. maddesinin birinci fıkrasının ( c ) bendinde “ Kişinin algılama yeteneğinin zayıflığından yararlanmak suretiyle ” işlenen dolandırıcılık suçu düzenlenmiştir.
TCK.’nın 158. maddesinin birinci fıkrasının ( c ) bendinde ; “ Dolandırıcılık suçunun ; Kişinin algılama yeteneğinin zayıflığından yararlanmak suretiyle… İşlenmesi halinde, üç yıldan on yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezasına hükmolunur. ” düzenlemesine yer verilmiştir.
Dolandırıcılık suçunun, kişinin algılama yeteneğinin zayıflığından yararlanmak suretiyle işlenmesi TCK’nun 158/1-c bendinde, bu suçun temel şekline göre daha ağır ceza ile cezalandırılmayı gerektiren bir durum olarak kabul edilmiştir. Yaşın küçüklüğü, akıl hastalığı, akıl zayıflığı, ayyaşlık veya buna benzer durumların varlığı halinde, fiil ve hareketlerinin saikini ve sonuçlarını doğru olarak algılayamayan kişilerin dolandırılması, TCK.’nın 158/ 1-c maddesi ile ağırlaştırıcı neden olarak kabul edilmiştir.
Algılama ; Duyu organları aracılığı ile, olay, nesne ve ilişkileri birbirinden ayırt etme demektir. Algılama yeteneğinin zayıflığından yararlanmak suretiyle kişilerin aldatılması daha kolaydır. Yaş küçüklüğü, akıl hastalığı, akıl zayıflığı, sarhoşluk, uyuşturucu etkisinde bulunma veya bunlara benzer sebeplerden biriyle akla uygun şekilde davranma yeteneğinden yoksun olan kişilerin aldatılması suçun konusunu oluşturur. Mağdur da zayıf da olsa bir irade, zayıflamış bilinç var olmalıdır. Akla uygun davranma, belli bir olay karşısında ortalama bir insanın izleyeceği davranışa uygun hareket etmektir.
Bu düzenleme ile mağdurun sahip olması gereken özellik, algılama yeteneğinin tamamen ortadan kalkmış olması değil ; Algılama yeteneğinin “ zayıf ” olmasıdır. Algılama yeteneğinin çok zayıf olması veya hiç olmaması hallerinde aldatmadan söz edilemez. Çünkü hileyle fesada uğratılabilecek bir irade ortada yoktur. Eylemi ve olayı algılayamayan kişilerden hile ile rıza alınması mümkün değildir. Bu nedenle, algılama yeteneğinin hiç olmadığı durumlarda 5237 sayılı TCK.’nın 158/ 1 – c maddesi uygulama alanı bulamaz, suç vasfı koşulları varsa hırsızlık suçuna dönüşür.
Ceza sorumluluğu olmayan 12 yaşını bitirmemiş çocuklar ve tam akıl hastaları yaptıkları hareketlerin anlam ve sonuçlarını bilemeyeceklerinden aldatılmalarından ve dolandırılmalarından bahsedilemez. Mağdur çocuk ise ve 12 yaşını tamamlayıp 15 yaşını bitirmemiş ise, algılama yeteneğinin bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır. Algılama yeteneği yok ise eylem koşulları oluşmuş ise hırsızlık suçuna dönüşebilir.
5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 148/ 3 maddesinde ; “ Mağdurun, herhangi bir vasıta ile kendisini bilmeyecek ve savunamayacak hale getirilmesi de, yağma suçunda cebir sayılır. ” düzenlemesine yer verilmiştir. Fail, bilerek mağdura uyuşturucu madde vererek veya sarhoş ederek mağdurun algılama yeteneğini zayıflatmış ve bu zayıflık anında mal alınmışsa eylem TCK.’nın 158/ 1-c maddesindeki dolandırıcılık suçunu değil, TCK.’nın 148/ 3 maddesinde bahsi geçen yağma suçunu oluşturabilir.
Yargılamayı yapan mahkeme, somut olayın özelliklerini, kişinin içerisinde yaşadığı sosyal çevreyi, gelişme derecesini, muhakeme ve fikri becerisini nazara alarak değerlendirme yapacaktır.
Yargıtay 15. Ceza Dairesi’nin 2014/21183 E. , 2017/9812 K. sayılı ilamında ; “…Tanık… ile sanık …’ın bir televizyon kanalı vasıtası ile tanıştıkları,…’ün sanık …’ı anneannesi olan katılan … ile tanıştırdığı, sanık …’ın … ile evleneceği yönünde anlatımda bulunduğu ve kız isteme adı altında annesi olan diğer sanık … ile katılanın yanına geldikleri, sanık …’ın maliyeye olan borçlarını ödemesi bahanesi ile katılan …’den farklı tarihlerde para aldığı, katılan …’nin “psikotik bozukluk” tanısıyla tedavi gördüğü, mevcut rahatsızlığının algılama yeteneğini zayıflattığı ve algılama yeteneğinin azalması nedeniyle kolay kandırılabileceği ile ilgili doktor raporu olduğu, sanıkların fikir ve eylem birlikteliği içerisinde hareket ederek evlenme vaadi ile katılan ile akraba ilişkisi kurarak ve katılanın hastalığından yararlanarak kendilerine haksız menfaat sağladıkları iddia olunan olayda; katılan hakkında ….. Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesince düzenlenen 23/08/2012 tarihli raporda; katılanın psikotik rahatsızlık nedeniyle tedavi gördüğü ve halen tedavi görmekte olduğu, mevcut rahatsızlığının algılama yeteneğini zayıflattığı, algılama yeteneğinin azalması nedeniyle kolay kandırılabileceği, algılama yeteneğinin zayıflığından istifade edilerek kolaylıkla dolandırılanlar cümlesinden olduğu tıbbi kanaatinin belirtildiği, sanık savunmaları, katılan beyanı, tanık anlatımları ve tüm dosya kapsamından sanıkların fikir ve eylem birlikteliği içerisinde hareket ederek, katılanın algılama yeteneğinin zayıflığından yararlanarak, hileli eylemlerle kendilerine menfaat sağladıkları tüm dosya kapsamından anlaşıldığı ve sanıkların atılı suçu işlediklerinin sabit olduğu gerekçesine dayanan mahkemenin mahkumiyet hükmünde bir isabetsizlik görülmemiştir…”
şeklinde ibarelerle Temyiz incelemesi için önüne gelen olayda TCK 158/ 1-c maddesinde bahsi geçen kişinin algılama yeteneğinin zayıflığından yararlanmak suretiyle dolandırıcılık suçunun oluştuğu yönünde karar vermiştir.
