Yargıtayca Davanın Esasına Hükmedilecek Hâller
Yargıtayca davanın esasına hükmedilecek hâller, temyiz incelemesi sonucunda bazı durumlarda davanın esasına doğrudan hükmedebilir. Hukuk sistemimizde, genel kural olarak Yargıtay yalnızca hukuki denetim yapar ve yerel mahkemenin kararını bozarak davayı ilgili mahkemeye geri gönderir. Ancak, belirli şartlar altında Yargıtay, davanın esasına girerek kesin hüküm verebilir. Bu durum, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) ve Yargıtay İçtihatları çerçevesinde şekillenmiştir.
Yargıtay’ın Esasa Hükmedebileceği Durumlar
- Dosyanın Tekrar Yargılamayı Gerektirmemesi
Yargıtay, bozma kararından sonra mahkemeye geri gönderilse bile aynı sonucu doğuracaksa, gereksiz yargılama sürecini önlemek amacıyla davanın esasına kendisi hükmedebilir. - Tüm Delillerin Toplanmış ve Olayın Aydınlatılmış Olması
Eğer ilk derece ve istinaf mahkemeleri tarafından deliller tam olarak toplanmış ve somut olay hakkında yeterli inceleme yapılmışsa, Yargıtay davayı tekrar mahkemeye göndermeksizin doğrudan karar verebilir. - Kamu Yararı ve Yargı Ekonomisi
Uzayan yargı süreçlerinin önüne geçmek ve kamu kaynaklarını verimli kullanmak adına, somut olayın durumuna göre Yargıtay davanın esasına karar verebilir. - Hukuki Yorum Farklılıkları ve İçtihat Birliği
Bazı durumlarda yerel mahkemeler arasında hukuki yorum farklılıkları olabilir. Yargıtay, içtihat birliği sağlamak adına doğrudan karar vererek hukuki belirsizliği giderebilir.
Madde 303 – (1) Hükme esas olarak saptanan olaylara uygulanmasında hukuka aykırılıktan dolayı hüküm bozulmuş ise, aşağıdaki hâllerde Yargıtay davanın esasına hükmedebileceği gibi hükümdeki hukuka aykırılığı da düzeltebilir:
a) Olayın daha ziyade aydınlanması gerekmeden beraate veya davanın düşmesine ya da alt ve üst sınırı olmayan sabit bir cezaya hükmolunması gerekirse.
b) Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının iddiasına uygun olarak sanığa kanunda yazılı cezanın en alt derecesini uygulamayı uygun görürse.
c) Mahkemece sabit görülen suçun unsurları, niteliği ve cezası hükümde doğru gösterilmiş olduğu hâlde sadece kanunun madde numarası yanlış yazılmış ise.
d) Hükümden sonra yürürlüğe giren kanun, suçun cezasını azaltmış ve mahkemece sanığa verilecek cezanın belirlenmesinde artırma sebebi kabul edilmemiş veya yeni bir kanun ile fiil suç olmaktan çıkarılmış ise birinci hâlde daha az bir cezanın hükmolunması ve ikinci hâlde hiç ceza hükmolunmaması gerekirse.
e) Sanığın açıkça saptanmış olan doğum ve suç tarihlerine göre verilecek cezanın belirlenmesinde gerekli indirim yapılmamış veya yanlış indirim yapılmış ise.
f) Artırma veya indirim sonucunda verilecek ceza süresi veya miktarının belirlenmesinde maddî hata yapılmış ise.
g) Türk Ceza Kanununun 61 inci maddesindeki sıralamanın gözetilmemesi yüzünden eksik veya fazla ceza verilmiş ise.
h) Harçlar Kanunu ile yargılama giderlerine ilişkin hükümlere ve Avukatlık Kanununa göre düzenlenen ücret tarifesine aykırılık mevcutsa.
Not: Asliye Ceza Davaları-Asliye Ceza Mahkemesi – Ağır Ceza Davaları – Ağır Ceza Mahkemesi – Çocuk Ağır Ceza Davaları – Çocuk Ağır Ceza Mahkemesi gibi Mahkemelerin görev alanına giren suçlarda sanıkların veya müştekilerin bir Avukat ile bu davaları takip etmeleri hukuken kendi yararlarına olacaktır. Ağır Ceza Avukatı – Ağır Ceza Mahkemesi Avukatı – Ceza Avukatı – Çocuk Ağır Ceza Avukatı gibi kavramlardan daha ziyade işini iyi takip eden ve işini severek yapan Avukat kavramı daha efdaldir.
