5237 Sayılı Türk Ceza Kanununun “ Kişilere Karşı Suçlar ” başlığını taşıyan İkinci Kısmının “ Malvarlığına Karşı Suçlar ” başlıklı Onuncu Bölümünde “ Nitelikli dolandırıcılık ” başlığı ile düzenlenen 158. maddesinin birinci fıkrasının ( a ) bendinde “ Dini inanç ve duyguların istismar edilmesi suretiyle ” işlenen dolandırıcılık suçu düzenlenmiştir.
TCK.’nın 158. maddesinin birinci fıkrasının ( a ) bendinde ; “ Dolandırıcılık suçunun ; Dini inanç ve duyguların istismar edilmesi suretiyle… İşlenmesi halinde, üç yıldan on yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezasına hükmolunur. ” düzenlemesine yer verilmiştir.
Dolandırıcılık suçunun dini inanç ve duyguların istismar edilmesi suretiyle işlenmesi, dolandırıcılık suçunun temel şekline göre daha ağır bir cezayı öngören nitelikli bir hal olarak düzenlenmiştir. Dolandırıcılık suçunun temel şeklinde bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası öngörülmüş iken, dini inanç ve duyguların istismar edilmesi suretiyle dolandırıcılık suçu işlenmesi halinde üç yıldan on yıla kadar hapis cezası öngörülmüştür. Bu düzenleme ile toplumda yaşayan insanlar üzerinde yoğun bir etkisi bulunan dini inanç ve duyguların istismar edilmesinin önüne geçilmesi hedeflenmiştir.
Uygulamada yerleşmiş genel kabule göre, dinin, bir topluluğun sahip olduğu kutsal kitap, peygamber ve yaratıcı kavramını da içinde barındıran inanç sistemi ve bu sisteme bağlı olarak yerine getirmeye çalıştığı ahlaki kurallar bütünü olduğu, dini inancın, dine inanan belirli bir dine mensup kişinin duyguları olduğu, bir insanın dini inanç ve duyguları ile doğup büyüdüğü, yetiştirildiği ailesi, çevresi ve içinde bulunduğu toplum arasında çok sıkı bir ilişki bulunduğu, bu nitelikli halin gerçekleşebilmesi ve Nitelikli dolandırıcılık suçunun bu halinin oluşabilmesi için, hangi dine ait olursa olsun dini kurallara bağlı olanların, önem verdiği değerler, dini inanç ve duyguların aldatma aracı olarak kötüye kullanılması ve bu suretle gerçekleştirilen hile ile haksız bir yarar da sağlanmış olması gerektiği açıklanmıştır.
Önemli olan, dini inanç ve duyguların kötüye kullanılması suretiyle insanların aldatılmasıdır, aldatma aracı olarak kullanılan din veya mezhebin hangi din veya mezhep olduğunun bir önemi yoktur. Örneğin, zekat veya fitre verileceğinden bahisle para toplanması, gerçekte cami yaptırma niyeti olmayan bir kimsenin cami yaptıracağından veya yarım kalan camiyi bitireceğinden bahisle yardım toplaması ya da cemevi veya kiliseye yardım bahanesiyle para istenmesi ya da Hz. İsa’nın dünyaya dönüşünü sağlamak amacıyla altyapı oluşturmak üzere para toplanması gibi durumlarda dini inanç ve duyguların istismar edildiğinden söz edilebilecektir.
Dini inanç ve duyguların istismar edilmesi suretiyle dolandırıcılık suçunda Yargıtay uygulamalarından örnek verilecek olursa ;
Yargıtay 11. Ceza Dairesi’nin 2023/5934 E. , 2025/4815 K. sayılı ilamında ; “…Sanığın, katılanın evine kimliği tespit edilemeyen bir kadınla geldiği, evde büyü olduğunu söyledikleri, sanığın dikiş ipi istediği, gelen ipi beşe böldüğü, daha sonra bir şeyler yaparak ipi birleştirmiş gibi davrandığı, daha sonra sanığın yumurta istediği, yumurtayı beze sararak yumurtayı kırınca içinde kendilerine yazılan muskanın çıkacağını söylediği, kırınca içinden muska çıkmış gibi gösterdiği, devamında evdeki altınları ve 600,00 TL parayı katılandan aldığı, bu arada diğer kadının aile bireylerini oyaladığı, yine sanığın bez istediği, katılana, engelli oğlunun 1 hafta içerisinde yürüyeceğini söyleyerek altınları bir beze sarıp ağzını bağladığı, katılandan abdest almasını istediği, sanığın bez torbayı bir odaya kilitlediği, daha sonra hep birlikte evden çıktıkları, sanığın evin kapısını da kilitlediği, katılanın evin etrafında sanıkla birlikte yürüdüğü, devamında sanığın ve yanında bulunan kişinin gittiğini fark ettiği, kontrol ettiğinde altınların yerinde olmadığını anladığı ve katılanın zararının giderilmediği, sanığın eylemi ikrar ettiği, katılanın istikrarlı anlatımları ile katılanın evinde sanığın parmak izlerinin çıktığı ve katılanın sanığı kesin olarak teşhis ettiği olayda,…”
Yargıtay 11. Ceza Dairesi’nin 2022/10924 E. , 2025/4814 K. sayılı ilamında ; “…Sanığın, yanında kimliği belirlenemeyen bir kadınla birlikte katılanın kapısını çalarak dernekten geldiklerini, dua okuyacaklarını söyleyerek kendilerini eve davet ettirdikleri, katılana “Büyü yapacağız evinizdeki bütün ziynet eşyalarını getir bu torbanın içine koy.” dedikleri, bunun üzerine katılanın, 25.000 Euro, 4.000 TL para, 25 Adet Altın bilezik (Adana Burması), 3 Adet Altın seti, 3 çift altın küpe, 2 adet künye, 6 adet reşat altın, 2 adet altın kolye, 6 adet altın yüzüğü getirip sanığa verdiği, sanığın ziynet eşyaları ve paraları çorabın içine koyup bağladıktan sonra katılandan giysilerini istediği, bu giysileri bohça yapıp ziynet eşyalarının bohçanın içerisinde olduğunu söyleyerek katılana verdiği, katılan bohçayı aldıktan sonra sanık ve meçhul şahsın evden çıkıp gittikleri, katılan bohçayı açıp baktığında paraların ve ziynet eşyalarının bohçada olmadığını gördüğü, katılanın zararının giderilmediği ve katılan ve tanık …’in sanığı soruşturma aşamasında fotoğraftan kesin olarak ve kovuşturma aşamasında tanık …’in sanığı canlı ve kesin olarak teşhis ettikleri olayda…”
Yargıtay 15. Ceza Dairesi’nin 2017/24061 E. , 2020/3953 K. sayılı ilamında ; “…Sanığın, büyü bozduğunu belirterek etrafta dolaştığı, bunu duyan katılan …’in de sanığı evine davet ederek, evin içerisinde olan büyüyü çözmesini istediği, sanığın bunun üzerine katılanlardan beş adet takı istediği, katılan …’un bir adet Adana burması ve yüzük, katılan …’in ise üç adet bileziği sanığa verdikleri, sanığın altınları yazmanın içerisine koyarak yazmayı içeride bir yere bırakacağını, sonra bunları almalarını söylediği ve diğer odaya geçerek yataklığın altına bıraktığı, daha sonra katılanlarla birlikte dışarı çıktığı ve kapıyı kilitledikten sonra elinde bulunan bardağı kırarak parçalarını katılanlara verip olay yerinden ayrıldığı, katılanların evin içerisine girerek yazmayı kontrol ettiklerinde altınların yerinde olmadıklarını gördükleri, böylece sanığın, dolandırıcılık suçunu işlediğinin iddia edildiği somut olayda… ”
şeklinde ibarelerle Temyiz incelemesi için önüne gelen olaylarda TCK 158/ 1-a maddesinde bahsi geçen dini inanç ve duyguların istismar edilmesi suretiyle dolandırıcılık suçunun oluştuğu yönünde kararlar vermiştir.
