5237 Sayılı Türk Ceza Kanununun “ Kişilere Karşı Suçlar ” başlığını taşıyan İkinci Kısmının “ Malvarlığına Karşı Suçlar ” başlıklı Onuncu Bölümünde “ Nitelikli dolandırıcılık ” başlığı ile düzenlenen 158. maddesinin birinci fıkrasının ( e ) bendinde “ Kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak ” işlenen dolandırıcılık suçu düzenlenmiştir.
TCK.’nın 158. maddesinin birinci fıkrasının ( e ) bendinde ; “ Dolandırıcılık suçunun ; Kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak ” işlenmesi, dolandırıcılık suçunun nitelikli bir hali olarak sayılmış ve TCK.’nın 158/ 1 – son cümlesi gereğince dolandırıcılık suçunun bu halinin gerçekleşmesi halinde hapis cezasının alt sınırının dört yıldan, adli para cezasının miktarının ise suçtan elde edilen menfaatin iki katından az olamayacağı hüküm altına alınmıştır. Bu nedenle TCK.’nın 158/ 1-e maddesinde bahsi geçen eylemin işlendiğinin sabit olması halinde fail hakkında dört yıldan on yıla kadar hapis cezasına ve suçtan elde edilen menfaatin iki katından az olmamak üzere de adli para cezasına hükmedilecektir.
TCK.’nın 158/ 1-e maddesinde belirtilen kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hal olarak kabul edilmiştir. Bu nitelikli halin oluşması için, eylemin kamu kurum ve kuruluşlarının mal varlığına zarar vermek amacıyla işlenmesi gerekmektedir. Zarar vermek, kamu kurum ve kuruluşlarından hakkı olmayan bir parayı almak ya da bir borcu geri vermemek şeklinde olabilir. Bu suçun zarar göreni kamu kurum ve kuruluşunun tüzel kişiliğidir. Kamu kurum ve kuruluşlarının zarar görmesinin söz konusu olmadığı durumlarda TCK.’nın 158/ 1 – e maddesinde düzenlenen kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak dolandırıcılık suçu oluşmayacaktır. Dolandırıcılık suçunun kamu yararına çalışan hayır kurumlarının zararına işlenmesi hali TCK.’nın 158/ 1 – e maddesi kapsamına girmez.
Kamu kurum ve kuruluşları, genel, katma ve özel bütçeli kurumlar, belediyeler ve bu kurumların kurdukları döner sermayeli kuruluşlar, kamu iktisadi teşekkül ve teşebbüsleri, özel kanunlarla kurulan diğer devlet teşekkülleridir. Kamu kurumu ; Belirli bir ya da birkaç kamu hizmetini ya da faaliyetini yürütmekle görevli, tüzel kişiliğe sahip idare teşkilatı birimidir. Kamu kurumu deyince akla ; Devlet tüzel kişiliği, il özel idareleri, belediyeler, üniversiteler, Yüksek Öğretim Kurumu, Türkiye Radyo ve Televizyon Kurumu, Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Kurumu ve katma bütçeli kuruluşlar gelmektedir.
Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları, Anayasanın 135. maddesinde tanımlanmıştır. Bu maddeye göre, belirli bir mesleğe mensup olanların ortak ihtiyaçlarını karşılamak, mesleki faaliyetlerini kolaylaştırmak, mesleğin genel menfaatlere uygun olarak gelişmesini sağlamak, meslek mensuplarının birbirleriyle ve halk ile olan ilişkilerinde dürüstlüğü ve güveni hâkim kılmak üzere meslek disiplini ve ahlakını korumak amacı ile kanunla kurulan ve organları kendi üyeleri tarafından kanunda gösterilen hükümlere göre yargı gözetimi altında gizli oyla seçilen kamu tüzel kişileridir. Barolar, Noterler Birliği, Ticaret ve Sanayi Odaları, Deniz Ticaret Odaları gibi kuruluşlar, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarıdır.
Kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak işlenen dolandırıcılık suçunda Yargıtay uygulamalarından örnek verilecek olursa ;
Yargıtay 15. Ceza Dairesi’nin 2017/35015 E. , 2021/3471 K. sayılı ilamında ; “…Sanığın, emekli olan babası …’in rahatsızlığı nedeniyle maaşını alabilmek için onun sağlığında vekaletname çıkarttırdığı, babası 02/05/1991 tarihinde vefat etmesine rağmen bu durumu katılan kuruma bildirmediği gibi geçersiz olan vekaletnameyi kullanarak ve babasının sağ olduğuna dair gerçek dışı beyanlarda bulunup yoklama yaptırarak 31/12/2005 tarihine kadar babasının maaşını almaya devam ederek toplam 35.272,99 TL haksız menfaat temin ettiği, bu şekilde üzerine atılı suçu işlediği iddia edilen olayda; sanığın ikrara yönelik savunmaları, teftiş raporu, hesap dökümü ile dosya kapsamı itibariyle, sanığın mahkumiyetine yönelik mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir…”
Yargıtay 15. Ceza Dairesi’nin 2015/491 E. , 2015/12277 K. sayılı ilamında ; “…Sanık …’ın 1992 yılından itibaren Kars şehir merkezinde oturduğu,ancak… İlçesi… köyünde bulunan arazilerini 1992 yılından itibaren ekip biçmemesine ve tarımsal amaçlı olarak kendisi tarafından kullanılmamasına rağmen, köyde arazileri bulunduğu için tarımsal desteklemeden yararlanmak amacıyla müracaat ederek 2004 ve 2005 yıllarında hakkı olmamasına rağmen tarımsal desteklemeden gerek mazot desteği gerekse doğrudan gelir desteği alarak faydalandığı bu suretle nitelikli dolandırıcılık suçunu işlediği oluş ve dosya kapsamından anlaşılmakla, mahkemenin sübutu kabulünde bir isabetsizlik görülmemiş haksız menfaat miktarının belirli olması sebebi ile bozma talep eden tebliğnamdeki düşünceye iştirak edilmemiştir….”
şeklinde ibarelerle Temyiz incelemesi için önüne gelen olaylarda TCK 158/ 1-e maddesinde bahsi geçen kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak işlenen dolandırıcılık suçunun oluştuğu yönünde karar vermiştir.
