Şantaj Suçu

* Zeki  BULGAN  |  Ceza  Avukatı

    Şantaj Türk Dil Kurumu sözlüğünde “ Herhangi bir çıkar sağlamak amacıyla bir kimseyi, kendisiyle ilgili lekeleyici, gözden düşürücü bir haberi yayma veya açığa çıkarma tehdidiyle korkutma ” olarak tanımlanmıştır.

Şantaj suçu Türk Ceza Kanunu’nun Özel Hükümler başlıklı ikinci kitabının Kişilere Karşı Suçları düzenleyen ikinci kısmının yedinci bölümünde Hürriyete Karşı Suçlar içinde 107. maddede düzenlenmiştir.

Şantaj suçu bireyin özgürce hareket etme, dış etkenlerden uzak, kendi iradesi ile karar alma özgürlüğünü korumakta olduğu gibi bireyin maddi ve manevi değerlerine haksız saldırıların önlenmesini amaçlamaktadır.

Şantaj suçu içinde tehdidi barındırmakta, fail mağdurun bazı değerlerine yönelen tehdit ile mağduru hakkı olan veya yükümlü olduğu bir şeyi yapmaya veya yapmamaya zorlamakta ya da fail şeref, saygınlık gibi değerlere zarar vereceğine ilişkin hususları açıklama tehdidiyle yarar sağlama amacı gütmektedir.

Şantaj suçu, Türk Ceza Kanununun  107. maddesinde iki fıkra olarak düzenlenmiştir. Maddenin birinci fıkrasında  bir kimsenin “ Hakkı olan veya yükümlü olduğu bir şeyi yapacağından veya yapmayacağından bahisle, bir kimseyi kanuna aykırı veya yükümlü olmadığı bir şeyi yapmaya veya yapmamaya ya da haksız çıkar sağlamaya zorlaması ” cezalandırılmaktadır. Maddenin ikinci fıkrasında ise ; “ Kendisine veya başkasına yarar sağlamak maksadıyla bir kişinin şeref veya saygınlığına zarar verecek nitelikteki hususların açıklanacağı veya isnat edileceği tehdidi  ” yaptırım altına alınmıştır.

Yargıtay içtihatlarında da sıklıkla vurgulandığı gibi ; Şantaj suçunu düzenleyen TCK.’nın 107. maddesinin  birinci fıkrasında düzenlenen şeklinde, maddi unsur, sanığın yapmaya hakkı olan veya yükümlü olduğu bir şeyi yapacağından veya yapmayacağından bahsederek, bu durumları mağdur üzerinde baskı aracı olarak kullanıp mağduru kanuna aykırı veya yükümlü olmadığı bir şeyi yapmaya ya da yapmamaya veya haksız çıkar sağlamaya zorlamaktır.

Şantaj suçunu düzenleyen TCK.’nın 107. maddesinin  ikinci fıkrasında düzenlenen şeklinde suçun oluşabilmesi için failin kendisine veya bir başkasına menfaat sağlamak için, bir başkasına şeref ve saygınlığına zarar verecek nitelikteki hususların açıklanacağı veya isnat edileceği tehdidinde bulunması gerekir. Eğer fail herhangi bir yarar sağlamaya çalışmadan yalnızca bir başkasının şeref ve saygınlığına zarar verecek nitelikteki hususların açıklanacağı tehdidinde bulunursa şantaj değil, sair tehdit suçunu oluşturacaktır.

TCK. madde 107/ 2’deki şantaj suçunun oluşabilmesi için, yarar sağlama maksadıyla hareket edilmesi gerekir. Yarar sağlama maksadı saiktir. Saik faile suç işleme kararını verdiren etken olup iradenin oluşum aşamasını ilgilendirir. Yani kazanç sağlama maksadı TCK m. 107/ 2’de bahsi geçen Şantaj suçu bakımından özel kastı değil, suçun manevi unsurunu oluşturmaktadır. Saik faili suç işlemeye iten nedendir. Fail bu suç yönünden maddi veya manevi bir yarar elde etme amacıyla mağduru tehdit etmektedir. Bu suçu tehdit suçundan ayıran en önemli unsur saiktir.

Türk Ceza Kanununun 107. Maddesinin 2. fıkrasında yer alan suçun öğelerinden “ yarar sağlamak ” kavramı  sadece maddi çıkarları değil, fail veya 3. kişinin yararına olan her durumu ve özellikle manevi çıkarları da kapsamaktadır.

Şantaj suçunda sağlanmak istenen çıkar haksız olmalıdır. Fail haklı bir çıkarını elde etmek için hakkını veya yükümlülüğünü kullanacağını belirtirse, şantaj suçu oluşmaz. Koşulları bulunduğu taktirde tehdit suçu oluşur.

Uygulamada Şantaj suçu ile Tehdit suçu sıklıkla birbirine karıştırıldığı için failin sözleri ve davranışları titiz bir şekilde incelenmeli, suçun Şantaj suçunu mu yoksa Tehdit suçunu mu oluşturduğu hususu somut olayın tüm özellikleri irdelenerek belirlenmelidir.

Şantaj suçu, şikayete tabi değildir. Savcılık tarafından re’sen soruşturulur.

Uzlaşma kapsamında olmayan şantaj suçu sebebiyle yapılan yargılamalar Asliye Ceza Mahkemesi tarafından görülür.

Bu yazıyı Paylaşmak istermisiniz?